if (window.location.href.includes("kurumsal-teklif")) { window.dataLayer = window.dataLayer || []; window.dataLayer.push({ 'event': 'kurumsal_teklif_button_click' }); }
Voltify’dan Elektrikli Bültenin yeni sayısına hoş geldiniz.
Sektörden, markalardan, analistlerden, kısacası dünyada elektrikli araç pazar ve ekosistemine etki eden gelişmelerden haftalık derlediklerimizi düzenli olarak Voltify Blog’da paylaşıyoruz.
Bizi sosyal medya kanallarımızdan takibe alarak gelişmelerden haberdar olabileceğinizi hatırlatarak bu haftanın gelişmelerine geçebiliriz.
Avrupa Birliği (AB), 2030 emisyon hedeflerine ulaşmak için büyük kurumsal filoların tamamen elektrikli araçlara geçmesini zorunlu kılabilecek yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. “Filo Elektrifikasyon Yasası” olarak adlandırılabilecek bu düzenleme, 100’den fazla araca sahip büyük şirketlerin filolarını tamamen elektrikli arabalara döndürmesini zorunlu hale getirebilir.
Bu gelişme Avrupa otomotiv pazarının yanı sıra Türkiye’deki filo kiralama sektörü için de önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de operasyonel kiralama sektörünün toplam araç parkı 253 bin 500 seviyesinde ve şirketler şimdiye kadar ağırlıklı olarak içten yanmalı motorları araçları tercih etti. AB’nin planladığı bu düzenleme, Türkiye’deki büyük filoların da elektrifikasyon sürecini hızlandırmasına sebep olabilir.
Çevre örgütü Transport & Environment’ın (T&E) yayımladığı makaleye göre Avrupa Komisyonu, otomotiv sektörünün emisyonlarını düşürerek karbon hedeflerine ulaşmasını sağlamak için yeni regülasyonları devreye sokmaya hazırlanıyor. Bu düzenleme 2030’a kadar Avrupa’da üretilen iki milyondan fazla elektrikli araca talep yaratabilir ki bu talep üreticilerin CO2 hedefleri için ihtiyaç duyduğu satışların yarısına tekabül ediyor.
Ancak, bu yasanın uygulanabilirliği için AB’nin şarj altyapısını genişletmesi, finansal teşvikler sağlaması ve elektrikli araç tedarik zincirini güçlendirmesi gerektiği öngörülüyor.
Türkiye’de araç kiralama sektörü, otomotiv pazarında önemli bir yer tutuyor ve filo araçlarının büyük bölümü içten yanmalı motorlara sahip. 2024’ün üçüncü çeyreğinde operasyonel kiralama sektöründeki tamamen elektrikli araçların oranı sadece %1,3 iken, dizel ve benzinli araçlar %90’ı aşkın bir paya sahip.
AB’de yürürlüğe girmesi beklenen filo elektrifikasyon yasasının Türkiye kiralama pazarına da etki edeceği söylenebilir. Bu kapsamda şu üç ana etkiden söz edebiliriz:
Büyük filoların elektrifikasyonu zorunlu hale gelebilir: Türkiye’de uluslararası faaliyet gösteren şirketler, küresel politikalarına ve/veya AB’nin düzenlemesine uyum sağlamak için filolarını hızla elektrikli araçlara çevirebilir. Bu, şarj operatörlerinin cihaz yatırımlarının yanı sıra raporlama, filo yönetimi gibi özelliklere odağını da artıracaktır.
Operasyonel kiralama şirketleri finansman ve fiyatlama modellerini gözden geçirebilir: Operasyonel kiralama şirketleri elektrikli araç satın almak için yeni finansman modellerine ihtiyaç duyabilir. Ayrıca ikinci el değerindeki belirsizlikler nedeniyle elektrikli araçlarda oluşabilecek yüksek kira bedellerini normalize etmek için fiyatlama prensiplerini gözden geçirebilirler.
İkinci el elektrikli araç piyasası canlanabilir: AB’deki filo elektrifikasyonu sayesinde, ikinci el elektrikli araç arzı artacak ve bu durum Türkiye’de de elektrikli araba fiyatlarını düşürebilir. Şu an için elektrikli araçların ikinci el pazarı oldukça sınırlı, ancak büyük ölçekli filo dönüşümleri bu pazarı canlandırabilir.
Özetle AB'nin filo elektrifikasyonu hamlesi hem AB hem Türkiye için bir fırsat oluşturacaktır. Doğru politikalar ve destek mekanizmalarıyla, bu dönüşüm hem sürdürülebilirlik hem de yatırım fırsatları doğurabilir.
Elektrikli araçlar dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor ve içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla daha ekonomik ve çevre dostu bir alternatif olarak görülüyor. Ancak, ekonomik ve çevresel açıdan daha avantajlı olmasını sağlayan önemli etkenlerden biri uzun ömürlü olmaları. Bugüne kadar bu konuda sınırlı veri ve araştırma olsa da Nature Energy dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma*, elektrikli araçların dayanıklılığına dair önemli veriler sunuyor.
Araştırma, İngiltere’de zorunlu araç muayeneleri sayesinde oluşan (MOT testleri) geniş bir veri setini analiz ederek, elektrikli araçların ortalama kullanım ömrünü değerlendiriyor ve içten yanmalı motorlu araçlarla kıyaslıyor. Eski model elektrikli araçların içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla daha düşük güvenilirliğe sahip olduğu tespit edilse de son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde yeni nesil elektrikli araçların kullanım ömrü giderek uzuyor.
Öne çıkan bazı bulgular şunlar:
Elektrikli arabaların üretimi kritik mineral ve kaynak gerektiriyor. Bunun sonucunda elektrikli aracın üretim aşamasındaki çevresel etkisi, diğer araçlara kıyasla daha yüksek olabilir. Ancak, kullanım sırasında sıfır egzoz etkisiyle ve yeterince uzun süre kullanıldığında, bu yüksek üretim maliyeti fazlasıyla telafi ediliyor. Özellikle Avrupa’daki enerji kaynaklarının giderek daha fazla yenilenebilir kaynaklara kaymasıyla birlikte, elektrikli araçların çevresel avantajları her geçen yıl artıyor.
Çalışma, elektrikli araçların ömrünün uzamasıyla birlikte, batarya geri dönüşümü ve ikinci ömür kullanımı gibi konuların daha fazla önem kazandığını da vurguluyor. Batarya değişiminin maliyetleri ve geri dönüşüm süreçleri, elektrikli araç ekosisteminin geleceğini belirleyen kritik alanlar arasında yer alıyor.
Son yıllarda elektrikli araçlar daha uzun menzile sahip bataryalar ve gelişmiş motor teknolojileri sayesinde dayanıklılık açısından önemli bir ilerleme kaydetti. Araştırma, Tesla gibi markaların sunduğu elektrikli araçların kullanım ömrünün içten yanmalı motorlu araçlara kıyaslanabilir, hatta daha uzun hale geldiğini gösteriyor.
*Çalışma: Nguyen-Tien, V., Zhang, C., Strobl, E. & Elliott, R.J.R. (2024). The closing longevity gap between battery electric vehicles and internal combustion vehicles in Great Britain, Nature Energy. DOI: 10.1038/s41560-024-01698-1
Akademik çalışmalardan devam ediyoruz. Yine benzer bir çerçevede, bu sefer Stanford Üniversitesi’nden bir çalışmaya göz atalım. Üstelik bu çalışma gerçek yaşam koşullarını odağa alıyor.
Stanford Üniversitesi ve SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı'nın yeni araştırmasına göre, elektrikli araç bataryaları gerçekte %30-40 daha uzun ömürlü olabilir. Geleneksel laboratuvar testleri, sabit şarj-deşarj döngülerine dayanırken, gerçek dünya kullanımı -trafikte dur-kalk, frenleme, kısa sürüşler ve uzun park süreleri- batarya ömrünü uzatıyor.
Profesör Simona Onori, “EV bataryalarını test etme şeklimiz hatalıydı. Gerçek sürüş koşulları, bataryaları daha az yıpratıyor.” diyerek bulguları özetliyor. Çalışma, ticari araçlarda şarj döngülerinin, binek araçlarda ise zamanın batarya yaşlanmasında belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, otomobil üreticilerinin batarya yönetim sistemlerini bu verilere göre optimize ederek batarya ömrünü uzatabileceğini vurguluyor. Sonuç olarak, EV sahipleri için batarya değişim süresi beklenenden daha geç olabilir, bu da uzun vadede maliyet avantajı sağlayabilir.
Madem gerçek yaşam koşullarına değindik; oldukça ilginç ve oldukça “gerçek” bir test ile devam edelim. Norveç'in popüler otomobil dergisi Motor ile Norveç Otomobil Federasyonu (NAF), her yıl düzenledikleri "El Prix" adlı testle, elektrikli araçların gerçek dünya koşullarındaki menzil performansını ölçüyorlar. Bu testin 2025 kış etabında 24 farklı elektrikli araba tam şarj edilerek aynı rotada sürüldü ve bataryaları tükenene kadar ne kadar mesafe katettikleri gözlemlendi.
Test sonuçlarına göre, Polestar 3 modeli, 348 mil yani yaklaşık 560 km olan WLTP menzil değerine karşılık 330 mil (yaklaşık 531 km) yol katetti. Sadece %5 oranında sapma anlamına gelen bu sonuç şimdiye kadar yapılan kış testlerindeki en iyi ikinci sonuç olarak kaydedildi. Öte yandan, yenilenen Tesla Model 3 Uzun Menzil Arkadan İtişli versiyonu beklentilerin aksine listede alt sıralarda yer aldı.
Norveç, elektrikli araçların benimsenmesinde dünya lideri konumunda. 2024 yılında satılan her 10 yeni araçtan 9'u elektrikliydi. Bu yüksek oran ülkenin sert kış koşullarıyla birleştiğinde, elektrikli arabaların soğuk hava performansını değerlendirmek için ideal bir ortam sunuyor.
Norveç’te yapılan kapsamlı testler, elektrikli araçların kış koşullarında giderek daha iyi performans sergilediğini gösteriyor. Özellikle şarj altyapısının yaygınlaşması ve batarya teknolojilerinin gelişmesi, elektrikli araçların her mevsimde güvenilir bir seçenek haline gelmesini sağlıyor. Bunu her sene tekrarlanan testlerin sonuçlarından görmek mümkün.
Bu testler aynı zamanda farklı coğrafyalardaki kullanıcıların doğru tercihleri yapması açısından önemli. Kullanıcılar için, elektrikli araçların kış şartlarındaki menzil kayıplarını bilmek, daha bilinçli bir satın alma ve kullanım deneyimi sağlıyor.
Elektrikli araçların kış koşullarındaki performansı, modelden modele farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle, potansiyel alıcıların ve kullanıcıların, araç seçiminde bu tür test sonuçlarını dikkate almaları faydalı oluyor.
Norveç’te yapılan testler, elektrikli araçların kış aylarında neden menzil kaybı yaşadığını gösteren önemli veriler sunuyor:
Bu faktörler, bazı modellerde daha büyük menzil kayıplarına neden olurken, Polestar 3 gibi bazı araçlar ise yüksek verimlilikleriyle öne çıkıyor.
Daha fazla detay öğrenmek isteyenler için -> https://www.naf.no/elbil/elbil-nytt/ev-range-and-charge-test
Elektrikli araç satışlarını artırmak için Avrupa Komisyonu'ndan kapsamlı bir destek programı talep edilirken, Polonya hükümeti beklememeye karar verdi. Ülke, yeni bir elektrikli araç teşvik programı başlatıyor.
1 Şubat itibariyle yürürlüğe giren ve NaszEauto olarak isimlendirilen (Türkçe’ye E-Arabamız olarak tercüme edilebilir) program kapsamında bireysel tüketicilere 18.750 zloty (€4.460) tutarında destek sunulacak. Ayrıca eski içten yanmalı motorlu aracını hurdaya ayıranlar için ek 10.000 zloty (€2.370) veriliyor. Düşük gelirli haneler ve üç veya daha fazla çocuğu olan aileler için bu miktarlar daha da fazla olacak. Polonya Çevre Koruma ve Su Yönetimi Ulusal Fonu tarafından yürütülen programın toplam bütçesi 1,6 milyar zloty (€380 milyon) olarak belirlendi.
Polonya hükümetinin 2016’da belirlediği hedefin 2025’e kadar 1 milyon elektrikli araba olmasına rağmen, 2024 sonunda Polonya'daki tamamen elektrikli arabaların sayısı 100.000 altında kaldı. Polonya şu anda AB içinde tam elektrikli araç oranı en düşük ülkelerden biri. AB ortalaması %1,7 civarındayken Polonya’da bu oran %0,2. Yeni teşviklerin sadece bireysel alıcı ile sınırlandırılmasının pazarının önünü açmayacağı ise eleştirilerin başında geliyor. Polonya'daki yeni araba kayıtlarının çoğunun kurumsal firmalar tarafından yapıldığı göz önüne alındığında, teşviklerin şirketleri kapsaması nedeniyle yetersiz kalacağı öngörülüyor.
Diğer yandan elektrikli mobilite, yalnızca otomobil satışları ile değil, enerji altyapısı ile de doğrudan ilişkili. 2024'te Polonya’nın elektriğinin yaklaşık %30'u yenilenebilir kaynaklardan elde edildi. Buna karşın enerji üretiminin %60’a yakın kısmı kömürden sağlanıyor. Yenilenebilir enerji ihtiyacı beraberinde şebeke altyapısının modernizasyon ihtiyacını da getiriyor. E-mobilite alanında faaliyet gösteren kurum ve dernekler, gerçek anlamda dönüşümün sağlanması için kapsayıcı teşvikler ve yenilenebilir enerji yatırımına yönelik hükümet politikalarını beklemeye devam ettiklerinin altını çiziyor.