if (window.location.href.includes("kurumsal-teklif")) {
window.dataLayer = window.dataLayer || [];
window.dataLayer.push({
'event': 'kurumsal_teklif_button_click'
});
}
Voltify Elektrikli Bülten On Sekizinci Sayısı
Voltify’dan Elektrikli Bültenin yeni sayısına hoş geldiniz.
Sektörden, markalardan, analistlerden, kısacası dünyada
elektrikli araç pazar ve ekosistemine etki eden gelişmelerden haftalık derlediklerimizi düzenli olarak
Voltify Blog’da paylaşıyoruz.
Bizi sosyal medya kanallarımızdan takibe alarak gelişmelerden haberdar olabileceğinizi hatırlatarak bu haftanın gelişmelerine geçebiliriz.
2025 Elektrikli Araç Pazarı: Küresel Büyüme Devam Ediyor
Batarya, elektrikli araç, şarj ve enerji geçişi gibi konularda araştırma ve danışmanlık hizmeti veren RhoMotion, 28 Ocak’ta 2025 yılına ilişkin öngörülerini paylaştı. RhoMotion 2025’te küresel ölçekte
%18 büyüme ve
20 milyonun üzerinde elektrikli araç satışı öngörüyor.
Avrupa: 2024’te
%3’lük düşüşle zor bir yıl geçiren Avrupa pazarı, yeni emisyon standartlarının etkisiyle toparlanma yaşayacak. Özellikle
25.000 Euro altı elektrikli otomobil modellerinin piyasaya sürülmesiyle, %15 civarında büyüme bekleniyor. Ancak emisyon hedeflerini karşılayamayan üreticilerin
10 milyar Euro’ya varan cezalarla karşılaşma ihtimalin pazarı nasıl şekillendireceği henüz merak konusu.
Çin: Çin, küresel pazar üzerindeki hakimiyetini artırmaya devam ediyor. BYD dev üreticiler, Brezilya ve Macaristan’da yeni üretim tesisleri açarak uluslararası varlıklarını güçlendirecek. İç pazarda ise araç takas programının devam etmesi, büyümeyi destekleyecek. Çin’in elektrikli araç pazarında %50’nin üzerinde doygunluğa ulaşması bekleniyor.
Kuzey Amerika: 2024’teki büyümenin ardından, ABD ve Kanada’da yeni Trump yönetiminin etkileri hissedilmeye başlıyor. Elektrikli araç vergi teşviklerinin kaldırılması gibi politikaların uzun vadede etkili olması beklenirken, 2025’te bu değişikliklerin sınırlı etkisi olması ve sürecin devam edeceği öngörülüyor.
Rho Motion Araştırma Başkanı Iola Hughes, “2025 yılı, yasaların damga vurduğu bir yıl olacak. Avrupa’da emisyon hedefleri devreye giriyor, Çin popüler araç takas programını sürdürüyor ve ABD’de Trump yönetiminin politikaları etkili oluyor. Tüm bu gelişmelere rağmen, küresel ölçekte istikrarlı bir büyüme bekliyoruz,” dedi.
CATL Avrupa’da Elektrikli Araç Dönüşümüne Yön Veriyor
Batarya üretiminde dünya lideri olan CATL, global pazarda %40’tan fazla paya sahip olmanın gücüyle Avrupa’daki elektrikli araç dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyor. Şirket, kıtanın artan elektrikli araç taleplerine yanıt vermek amacıyla yeni yatırımlara hız veriyor. CATL Başkanı Pan Jian tarafından bu yıl Avrupa’da ortak girişimler yoluyla hayata geçirilecek yeni fabrika projelerini duyuracakları açıklanırken, projelere dair detayların yakında kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.
CATL, Almanya ve Macaristan’da yer alan iki stratejik tesisle Avrupa pazarında şimdiden önemli bir konumda. 2021 yılında üretime başlayan Almanya tesisi, Çin dışındaki ilk üretim merkezi olmasıyla öne çıkarken, Macaristan’daki tesis, Avrupa’nın hızla büyüyen batarya talebine yanıt veren kritik bir yatırım olarak dikkat çekiyor.
CATL’nin Avrupa’daki en yeni hamlesi, Stellantis ile iş birliği içinde İspanya’da kurulacak olan, 4.1 milyar euro değerindeki batarya fabrikası. Bu modern tesis, yıllık 50 GWh kapasiteyle lityum demir fosfat (LFP) bataryalar üretecek. Üretilen bataryalar Stellantis çatısı altındaki markaların elektrikli araçlarında kullanılacak. Bu yatırım yalnızca CATL’nin Avrupa’daki konumunu güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki elektrikli araç ekosistemini de güçlendirecek.
CATL’nin Avrupa’da gerçekleştirdiği yatırımlar, sadece şirketin büyümesine değil, aynı zamanda Avrupa’nın sıfır karbon hedeflerine ulaşmasına da destek sağlıyor. Yerel üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen CATL, Avrupa’daki otomotiv üreticilerinin batarya ihtiyaçlarına yanıt vermek için güçlü adımlar atıyor.
İspanya’da kurulacak yeni tesis, CATL’nin Avrupa genişleme vizyonunun bir parçası olarak konumlanırken, şirketin gelecekte açıklayacağı projelerle kıtanın elektrikli araç dönüşümüne olan katkısını artıracağı kesin. CATL, bu yatırımlarıyla yalnızca pazar liderliğini pekiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda elektrikli geleceğin şekillenmesinde önemli bir aktör olarak rolünü güçlendiriyor.
Elektrikli Araç Dönüşümünde Geri Adım: Trump'ın Yürütme Emirleri ve Etkileri
Başkan Donald Trump, ikinci döneminin ilk gününde, Joe Biden'ın elektrikli araçlara yönelik teşviklerini ve düzenlemelerini geri almak amacıyla bir dizi yürütme emri imzaladı. Bu adımlar, ABD'nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını yavaşlatabilir ve otomotiv sektöründe önemli etkilere yol açabilir.
Trump'ın imzaladığı "Unleashing American Energy" başlıklı yürütme emri, Biden'ın 2030 yılına kadar yeni araç satışlarının %50'sinin elektrikli olmasını hedefleyen gayri resmi hedefini iptal ediyor. Ayrıca, federal hükümetin elektrikli araç şarj altyapısı için ayırdığı milyarlarca dolarlık fonun dağıtımını durduracak nitelikte ve Kaliforniya'nın 2035 yılına kadar benzinli araç satışını aşamalı olarak kaldırma planına olan federal muafiyeti sona erdirmeyi amaçlıyor. Bu adımlar, elektrikli araçların benimsenmesini teşvik eden mevcut politikaların tersine çevrilmesi anlamına geliyor.
Otomotiv endüstrisi, son yıllarda elektrikli araçların geliştirilmesi ve üretimi için milyarlarca dolar yatırım yapmıştır. Ancak, federal teşviklerin kaldırılması ve emisyon standartlarının gevşetilmesi, bu yatırımların geri dönüşünü etkileyebilir ve sektörün gelecekteki planlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.
Trump'ın bu politikaları, çevre grupları ve bazı eyaletler tarafından hukuki aksiyonlarla karşılaşabilir. Özellikle, Kaliforniya'nın kendi emisyon standartlarını belirleme yetkisini geri almak için atılan adımlar, eyalet ve federal hükümet arasında yasal anlaşmazlıklara yol açabilir. Ayrıca, bu politikaların uygulanması, ABD'nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir ve iklim değişikliğiyle mücadelede geri adım olarak değerlendirilebilir.
Başkan Trump'ın elektrikli araçlara yönelik teşvikleri geri çekme ve emisyon standartlarını gevşetme yönündeki adımları, otomotiv sektöründe ve çevre politikalarında önemli değişikliklere yol açabilir. Bu politikaların uzun vadeli etkileri, hukuki süreçler ve sektörün adaptasyon yeteneği tarafından belirlenecektir. Özellikle, elektrikli araçların benimsenme hızının yavaşlaması ve ilgili altyapı yatırımlarının durması, sektörün geleceği ve çevresel hedefler açısından kritik öneme sahiptir.
Elektrikli Araç Telematik Pazarı ve Sürücü Güvenliğine Katkıları: 2024'ten 2029'a Uzanan Büyüme Öngörüleri
Telematik teknolojisi, GPS ve araç içi diagnostik sistemlerin entegrasyonu yoluyla araçların konumunu, performansını ve sürüş davranışını izlemeyi sağlar. Bu teknoloji hem sürücü güvenliği hem de maliyet verimliliği açısından devrim niteliğinde yenilikler sunmaktadır.
Global araştırma şirketi Research and Market’ın raporuna göre elektrikli araç telematik pazarının, 2024 yılında 8.294 milyar ABD doları değerinden, 2029 yılında 13.504 milyar ABD dolarına ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyüme %10,24 yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) (CAGR) %10,24 anlamına geliyor.
Sürücü Güvenliği ve Sigorta Avantajları
Telematik, sürüş davranışını izleyerek sürücü güvenliğini artırma ve kazaları azaltma potansiyeli sunar. Bu durum, sigorta maliyetlerinin daha adil belirlenmesini sağlarken, sürücü davranışlarının iyileştirilmesi yol güvenliğine doğrudan katkı sağlar. Ayrıca, hırsızlık koruması ve yetkisiz erişim alarm sistemleriyle araç güvenliği de en üst seviyeye çıkarılmaktadır.
Maliyet Verimliliği ve Çevresel Katkılar
Telematik çözümleri sayesinde yakıt tüketimi optimize edilerek çevresel etkiler azaltılabilir. Araç bakım işlemleri proaktif olarak planlanarak işletme maliyetleri düşürülür. Gerçek zamanlı takip ve trafik bilgisi ise daha verimli rota planlamalarına olanak tanır, bu da teslimat sürelerini kısaltarak operasyonel verimliliği artırır. Verimli sürüş uygulamaları, sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda daha düşük emisyonlar sunarak çevreye olan olumlu etkisini de göstermektedir.
Küresel Büyüme ve Bölgesel Eğilimler
Elektrikli araç satışları farklı hızlarda olsa da tüm dünyada artmaya devam ediyor. Batarya, elektrikli araç, şarj ve enerji geçişi gibi konularda araştırma ve danışmanlık hizmeti veren RhoMotion’a göre 2024 yılında %25 büyüme ile toplam 17.1 milyon elektrikli araç satışı gerçekleşti. Telematik teknolojisinin bu araçlarla entegrasyonu, enerji ve şarj raporlama, batarya sağlığı izleme, rota yönetimi gibi yenilikçi çözümler sunarak, kullanıcılar için vazgeçilmez hale gelmektedir.
Yasal Uyumluluk ve Geleceğin Taşıma Sistemleri
Telematik sistemleri, yasal düzenlemelere uyumu kolaylaştıran detaylı raporlama yetenekleri ile dikkat çekerken, işletmeler için önemli bir avantaj sunar. Ülkemizde de kiralık araçlar için telematik cihazı zorunluluğu buna bir örnek teşkil ediyor. Orijinal ekipman üreticileri (OEM), bu teknolojinin sunduğu faydaları göz önünde bulundurarak telematik donanımlı araç üretimini artırmaya yönelmektedir. Bu eğilim, küresel elektrikli araç telematik pazarının büyümesini hızlandırmakta ve geleceğin sürdürülebilir taşıma sistemlerine geçişi desteklemektedir.
Elektrikli Araçlar ve Batarya Teknolojileri: Rapor Analizi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından "EV Battery Supply Chain Sustainability" raporu yayımlandı. Elektrikli araçların çevresel etkilerinden batarya geri dönüşümünün rolüne kadar çeşitli konuları detaylı bir şekilde ele alan raporun en temel çıktısı şu: Batarya geri dönüşümü ve elektrikli araç batarya tedarik zincirindeki sürdürülebilir uygulamalar, kritik mineral talebini azaltmada, tedarik zinciri dayanıklılığını artırmada ve çevresel etkileri en aza indirmede kilit bir rol oynayacak. Geri dönüşüm çabalarının ölçeklendirilmesi, izlenebilirliğin artırılması ve ikinci el elektrikli araç pazarları için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, döngüsel ve sürdürülebilir bir batarya ekosistemi oluşturmak için temel stratejiler olarak öne çıkıyor.
Raporda öne çıkan diğer kritik bilgiler ise şöyle:
Elektrikli Araçların Çevresel Faydaları
Elektrikli araçlar genellikle sıfır emisyonlu araçlar olarak tanımlanır, ancak bu durum yalnızca araçların kullanım sırasında ürettiği emisyonlar için geçerlidir. Batarya üretim süreçleri ve şarj için kullanılan elektrik kaynağı da dikkate alındığında, elektrikli araçların çevresel avantajlarını anlamak için yaşam döngüsü analizi yapmak gerekir.
Bu analiz yapıldığında orta boy bir elektrikli aracın yaşam döngüsü emisyonlarının, eşdeğer bir içten yanmalı motorlu araca kıyasla %50 daha düşük olduğu tespit edilmektedir (ortalama 200.000 km’lik kullanımda 30 ton CO2 yerine 15 ton CO2). Bu oran, İngiltere ve Şili gibi düşük karbonlu elektrik şebekesine sahip ülkelerde %60’a kadar çıkarken (10-12 ton CO2), Hindistan gibi kömüre dayalı enerji sistemlerine sahip ülkelerde %20 seviyelerinde (24 ton CO2) kalabilir. Bu da elektrikli araç dönüşümüne paralel yenilenebilir enerjinin payının artırılmasının önemini gösteriyor.
2035 yılına kadar dünya genelinde şebeke emisyonlarının önemli ölçüde düşmesi bekleniyor, bu da elektrikli araçların yaşam döngüsü boyunca sağladığı karbon tasarruflarını artıracak.
Ayrıca elektrikli araçlar, şehirlerde hava kirliliğini azaltarak halk sağlığına olumlu katkıda bulunur. Özellikle Hindistan gibi hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde elektrikli araçların yaygınlaşması, solunum yolu hastalıklarını azaltma potansiyeline sahiptir.
Batarya Geri Dönüşümünün Sürdürülebilirlik Üzerindeki Etkisi
Bataryaların geri dönüşümü, 2050 yılına kadar lityum ve nikel talebinde %25, kobalt talebinde ise %40 azalma sağlayabilir. Bu hem doğal kaynakların korunmasına hem de tedarik zincirinin güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunur.
Bugün geri dönüşüm kapasitesinin %80’ine sahip olan Çin, bu alanda lider konumda. Avrupa ve Kuzey Amerika, geri dönüşüm altyapılarını hızla genişletiyor. Ancak, gelişmekte olan ülkelerdeki geri dönüşüm kapasitesinin artırılması da kritik öneme sahip.
Batarya üretim tesislerine yakın konumlanan geri dönüşüm tesisleri, üretim artıkları ile başlayarak zamanla kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların ana geri dönüşüm kaynağı olmasını sağlayacak. 2035’ten itibaren geri dönüşüm oranlarının hızla artması bekleniyor.
Elektrikli Araçların ve Batarya Üretiminin Geleceği
2030 yılına kadar batarya talebinin bugünkü seviyesinin 4,5 katına, 2035’te ise 7 katına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, 2023'te 850 GWh olan talebin, 2030'da 3.800 GWh'ye ve 2035'te 6.000 GWh ye ulaşmasını ifade ediyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki hızlı büyüme, bu talep artışını tetikleyen ana bölgeler arasında yer alıyor.
Gelişmekte olan ülkelerin global batarya talebindeki payının 2030 itibarıyla %10, 2035 itibarıyla ise %15 çıkması öngörülüyor. Hindistan gibi ülkelerde elektrikli araç stratejileri ve teşvikler, bu büyümenin ana itici güçleri arasında yer alıyor.
Lityum Demir Fosfat (LFP) ve Nikel Mangan Kobalt (NMC) gibi farklı batarya kimyaları, üretim maliyetleri ve enerji yoğunluklarıyla bu dönüşümde kritik bir rol oynuyor. LFP bataryalar düşük maliyet ve yüksek güvenlik sunarken, NMC bataryalar daha yüksek enerji yoğunluklarıyla uzun menziller sağlıyor.
Endonezya, Fas ve Hindistan gibi ülkelerdeki yatırımlar, batarya üretiminde Çin’in liderliğini dengeleyebilir. Örneğin, Endonezya’nın 2024 itibarıyla toplam 15 milyar doların üzerinde yatırım çekmesi bekleniyor. Özellikle doğal kaynaklara sahip bu ülkeler, yerel üretim ve geri dönüşüm kapasitelerini artırarak sektördeki yerlerini sağlamlaştırabilir.
Özetle, elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik büyüme için eşsiz bir fırsat sunuyor. Ancak bu dönüşümün başarılı olması, temelde bu adımların atılmasına bağlı:
- Geri dönüşüm altyapılarının genişletilmesi ve etkin bir şekilde kullanılması,
- Elektrik şebekelerinin karbon yoğunluğunun azaltılması,
- Gelişmekte olan ülkelerde üretim ve geri dönüşüm kapasitelerinin artırılması,
- Batarya üretiminde sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanılması,
- Elektrikli araçların geleceği, yalnızca bireysel kullanıcıların değil, tüm sektörlerin ve hükümetlerin iş birliğiyle daha sürdürülebilir bir dünyayı mümkün kılabilir.
Amazon'dan Sürdürülebilir Gelecek İçin Dev Adım: Mercedes-Benz'den 200'den Fazla Elektrikli Kamyon Siparişi
Amazon, Mercedes-Benz'den 200’den fazla eActros 600 sıfır emisyonlu kamyon satın alacağını duyurdu. Şirketin bugüne kadarki en büyük sıfır emisyonlu araç siparişi olan bu hamle, Amazon’un 2040 yılına kadar tüm operasyonlarında net sıfır karbon emisyonu hedefleyen İklim Taahhüdü’nün önemli bir parçasını oluşturuyor. Almanya'nın Wörth kentinde üretilen eActros 600, yaklaşık 600 kWh batarya kapasitesine ve 500 kilometreye kadar menzile sahip. Bu araçlar, Amazon’un Almanya ve Birleşik Krallık’taki orta mil taşımacılık ağında hizmet vererek, teslimat istasyonları, sıralama merkezleri ve dağıtım merkezleri arasında yılda 350 milyondan fazla paket taşıyacak.
Amazon, Avrupa yollarının elektriklendirilmesinde karşılaşılan mesafe, şarj süresi ve altyapı zorluklarına çözüm üretmek için ana rotalarda 360 kW hızlı şarj noktaları kurmayı planlıyor. Bu şarj noktaları, 40 tonluk kamyonları yaklaşık bir saat içinde %20’den %80’e kadar şarj edebilecek. Şirket, aynı zamanda stratejik bölgelerdeki şarj altyapısını genişletmek için paydaşlarla iş birliğini sürdürüyor. Bu yenilikler, Amazon’un lojistik operasyonlarında sürdürülebilirliği artırırken, karbon ayak izini azaltmaya yönelik kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kısa Kısa Markalardan…
Opel, Türkiye’de C-SUV segmentinde büyük başarı yakalayan Grandland modelinin tamamen yenilenen 2. neslini Türkiye’de satışa sundu. 1 milyon 804 bin TL fiyatla satışa sunulan model, 73 kWsa kapasiteli 400 voltluk bataryasıyla WLTP standartlarına göre 504 km, şehir içinde ise 623 km menzil sunuyor. 210 HP güç ve 345 Nm tork üreten elektrikli motoruyla hem performansı hem de çevreye duyarlılığı bir araya getiren yeni Grandland, elektrikli SUV dünyasında iddialı bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Dacia Sandero, tamamen elektrikli bir geleceğe adım atıyor.2027 itibariyle, Dacia Sandero'nun %100 elektrikli versiyonu satışa sunulacak. Benzinli ve hibrit modelleriyle tanınan bu popüler model, geçtiğimiz yıl Avrupa'da 300 binden fazla satış gerçekleştirerek önemli bir başarı yakalamıştı. Şimdi ise elektrikli versiyonuyla bu başarıyı daha ileri taşımaya hazırlanıyor. Sandero'nun elektrikli modeli, uygun fiyatlı ve çevre dostu bir seçenek olarak büyük bir ilgi görebilir.
BMW, CES etkinliğinde yeni nesil bilgi-eğlence sistemi iDrive X ile önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini duyurdu. Sistemin merkezinde, BMW’nin “Panoramic Vision” adını verdiği ve ön camın altına yerleştirilen geniş ekran bulunuyor. Head-up display, yenilenen direksiyon tasarımı ve gösterge paneline entegre edilmiş büyük merkezi ekranla desteklenen iDrive X, yüksek teknoloji ile sezgisel kullanım deneyimini bir araya getiriyor. Panoramik ekran, bir araç beyninin yansıması olarak tasarlandığından, Apple CarPlay veya Android Auto gibi harici uygulamalar burada görüntülenemiyor; ancak bu işlevler diğer ekranlar üzerinden optimize edilmiş bir şekilde sunuluyor. iDrive X, hem tasarım hem de işlevsellik açısından BMW’nin sürücü odaklı teknoloji anlayışını yeniden tanımlıyor.